Bir yaz daha geldi geçti. Yerini bir bir dökülen, yerlere savrulan yapraklara bıraktı. Hazan mevsimi denildiğin de bile insanın içini bir hüzün kaplar, ayrılık mevsimidir belki de yeni bir kavuşma için hazırlanacaktır doğa.
Sonbahar geldiğinde içimde garip bir sevinç yaşarım. Düşen o rengarenk yapraklara bakar o renk cümbüşüne bürünmüş ormanların görüntüsüne hayranlıkla dalarım. O doğaya bakmaya doyamazsınız ki, yudum yudum içinize çekersiniz belki de hayatın yorgunluğunu bir nebze unutuverirsiniz. Dalından düşen her yaprak bir şeyler hatırlatır, hüznü yaşarsınız bir taraftan sevinci. Savrulan yapraklarla, yaşamın savurdukları belki de yok ettikleri aklınıza bir bir gelir. Kopamazsınız. Gözlerinizden birkaç damla yaş akar anlam veremezsiniz. Kaybettikleriniz gelir aklınıza, film şeridi gibi geçer gözlerinizin önünden. Ama sadece, sadece fotoğraflarda kalmıştır. Uzanıp sevemezsiniz, okşayamazsınız. Seni çok özledim diyemezsiniz artık. Belki de aynı bu ağaç yeşilken değerini bilmeyenler gibi, yanımızdakilerin değerini bize elvada dediklerinde mi anlıyoruz. Gönlünüz sonbahar rüzgarlarıyla mı sarsılıyor. İçinizde kaç tane yaprak düşecek yine. Şarkılar, o şarkılar artık daha içli çalıyor sizi alıp götürüyor geçmişe.. Boğazınız düğüm düğüm olur, içiniz buruk gözleriniz özlem dolu hiç gelmeyecek sevgiliye mi bu hasret.